Ayvalık’ta Mola
Ağustos 2017 | Sumi’yle birlikte yaptığımız yolculuk, Baladız’da köyün hem Rehber’i hem de Dede’si tarafından ağırlanmak bende çok güzel izler bıraktı. O insanların hepsini saygıyla anıyorum.
Sonunda bir süre daha vakit geçirdiğim İstanbul’dan ayrılma zamanım geliyor. IBM’den arkadaşım Adnan’la yaptığımız güzel bir yolculukla ilk olarak Ayvalık’a, yazlıktaki anneme gidiyorum.
Ayvalık’a geldiğimde artık işsiz ve bir nevi evsizim.
44 yaşında kurulu düzenini bozup bir sırt çantasıyla yollara düşmek gerçekten zor. Ama daha ilk günlerden müthiş bir deneyim. Bir kere o projeler, müşteriler, satış hedefleri yok. Mesela eve alınacak eşyalar, alışveriş yok, faturalar yok. Örneğin, sorumluluğunu taşıdığım, hayallerimi ve planlarımı paylaştığım kimse yok. Özgürüm.
Uykudan her uyanışımla birlikte yeni bir hayat başlıyor. O güne kadar öğrenmiş olduğum bütün bilgi, tecrübe aklımda ama bana ne bir yük ne de bağımlılık getiriyorlar. Uyandığım günde, karşıma çıkan her olayı sindire sindire, keyfini çıkartarak yaşayabiliyorum. Ne zaman geleceği belli olmayan bir takım günleri planlamak zorunda olmadan içinde bulunduğum günün tadını çıkartıyorum.
Kızkardeşim ve iki yeğenimle birlikte ailecek geçirdiğimiz ilk bir kaç günden sonra annemle baş başa kalıyoruz. Annemi delirmediğime, aklımın yerinde olduğuna, sadece yaşama biçimimi değiştirmeye karar verdiğime inandırmam gerekiyor. Anlatıyorum dinliyor, soruyor, cevaplıyorum. Arayışımı dilimin döndüğünce açıklıyorum. Sonunda olurunu, hayır duasını alıyorum. Hiç eksik olmasın. O bir ay su gibi akıp gidiyor ve yola çıkma zamanım geliyor. Ayvalık’tan ayrılıp rotayı Bodrum Peksimet Köy’de, Hüseyin Hoca’nın ahşap atölyesine çeviriyorum. Uzun ve başlı başına maceralı bir yolculuk oluyor.
Çok sıcak. Yolun bir kısmında at arabalı bir grup çingenenin yanından geçiyoruz. Karı koca önde, ikisi kız üç çocuk arkada…
Otobüs ileriye, Bodrum’a doğru, çingeneleri izleyen ben kendi içimde geçmişe, Ankara’ya.
Benim hayat yolculuğum Ankara Yenimahalle’de iki katlı, bahçeli evler, meyve ağaçları ve güzel komşuluklar içinde başladı. Yazları hava sıcak, kışları kömür dumanıyla kirli, sabahları kuru soğuk ve özellikle okula giderken yoksulduk.
2 Şubat 2026, Burak Süalp©
Bu yazının ilk sürümü 2020 yılında Sen ve Ben Dergi’de yayınlanmıştır.
Yorum gönder