Yassah Hemşerim!
Yaz aylarında Kabak Koyu’nda ormanda çadır atmak, kamp yapmak yasak. Buraya gelmeyi, konaklamayı düşünürseniz koydaki kamping ve pansiyonlarda kalmanız gerekiyor. Açıkçası yürüyüşüm sırasında benim de burada konaklama gibi bir planım yoktu. Fakat dediğim gibi, yükümün ağırlığı ve ormanın içlerinde bulduğum sakin köşenin cazibesi karşısında dayanamamıştım. Ardından o bulduğum yere çadırımı kurmaya karar vermiştim.
Koyda ve çevreleyen ormanda kamp yasağının mantıklı gerekçeleri var. Bunların en başında yangın tehlikesi geliyor. 2019 yılında açılan yeni yol yapılana kadar Kabak Koyu’na inen tek bir yol vardı. Bu yol da, sadece köyden aşağı inen dolmuşların kullanabildiği, inip çıkması oldukça zor, toprak bir yoldu. Hava karardıktan sonra araçla inmek de neredeyse imkansızdı.
Kamp yasağı normal mi?
Öncelikle doğada uzun süre vakit geçirmiş olmanın bir takım getirileri var. Örneğin hangi durumlarda ateş yakmak hangi durumlarda yakmamak gerektiğini daha iyi biliyorsunuz. Her kamp attığınızda ateş yakılacak diye bir şey yok bir kere. Ayrıca tecrübeli kampçılar dışında kamp ateşinin kontrolü konusunda ciddi seviyede bilgi eksikliği var.
Şehirli hayatında da kamp yapmayı seven bir insan olarak kendi tecrübelerimden yola çıkarak söylüyorum. O dönemde şehrin kalabalığından ve gürültüsünden kaçıp 2-3 gün kamp yapmaya gittiğimizde mutlaka kamp ateşi yakardık. Hatta o kamp ateşi olmasa o kampın tadı olmazdı. O görkemli ateş yakılacak, o sucuklar, köfteler illa ki o ateşte pişirilecekti. Kamp ocaklarımız yok muydu? Tabii ki vardı. Fakat kamp ateşinin alevi, isi, kokusu bir başkaydı. Yani öyle olduğunu düşünüyorduk.
Grup olarak şehre yakın yerlerde gidilen kamplarda kontrollü bir şekilde ateş yakmak normal sayılabilir. O bile bir yere kadar. En nihayetinde o kontrollü kamp ateşleri bile misafir olduğumuz çevreye belli oranda zarar veriyor. O ateş illa ki yanacaksa da tabii ki her türlü önlemi alarak, mümkünse daha önce ateş yakılmış yerlerde yakmayı gözeterek, çevreye zarar vermeden yapmalı.
Lakin, Likya Yolu yürüyüşü gibi bu tür orman yürüyüşlerinde çok daha dikkatli olmak gerekiyor. Burada kural, mecbur kalmadıkça ateş yakmamak şeklinde algılanmalı.
Ateş, doğanın en büyük düşmanı. Kontrolü en zor, en çok dikkat edilmesi gereken aracımız. Doğru kullanılmadığında hem doğaya hem de bizlere zararı korkunç boyutlarda olan bir araç. Örneğin uyumadan önce kamp ateşinizin üzerine su döküp, toprak atıp söndürdüğünüzü zannedebilirsiniz. Fakat tam olarak söndüremediğiniz o keyifli ateş en ufak esintide bütün orman için bir katliam nedenine dönüşüyor.
Ormanda yangın, bütün canlılara bu dünyada cehennemi yaşatıyor.
Kabak için bu iki kere geçerli. Buraya itfaiye gelme imkanı yok. Gecenin bir yarısı kontrolden çıkacak bir ateşi söndürecek yardım gelene kadar bütün koy yanar kül olur. Kabak’ta yaşayanların bu konuda acı tecrübeleri var. Giderseniz kamping sahiplerine sorabilirsiniz, anlatırlar.
Uzun lafın kısası, çok mecbur değilseniz ormanda kamp ateşi yakmamanız gerekiyor. Kabak Koyu gibi ulaşımı zor yerlerde hiç yakmamanız gerekiyor. Bu konuda koy sakinleri, köylüler deneyimli fakat bunu şehirden gelen kamp yapma ve ateş yakma heveslisi misafirlere anlatmanın imkanı yok.
Hiç Bitmeyen Çöplerimiz!
Kamp yasağının ikincisi sebebi temizlik sorunu. Son yıllarda artan orta sınıf hevesimizle kamp yapmayı sever olduk. Fakat temizlik konusunda daha öğreneceğimiz çok şey var. Bir kere kamp yaptığımız alanda hiç bir atık bırakmamamız gerekiyor. “Yel üfürür, su götürür” diye özetleyeceğim bir yaklaşım var. Korkunç derecede yanlış.
Altını çizerek söylüyorum, kamp yapılan yerde hiçbir şey bırakılmaz, atılmaz. Birlikte getirdiğiniz çöpünüzü aynı şekilde geri götürmeniz gerekir. Kabak Koyu’nda sahilde görevliler ve doğa sever gönüllüler çöpleri her akşam topluyor. Ama ormanın içinde haliyle böyle bir organizasyon yok. Kampingler çöplerini kendi araçlarıyla yukarıya, ana yoldaki çöp toplama noktasına taşıyorlar. Fakat ormandaki çöp toplanamıyor.
Ormanda kamp yapan fakat daha sonra yürüyüşlerine çöpleri ile devam etmek istemeyenlerin arkalarında bıraktıkları atıklar o güzelim ormanı çöplüğe çeviriyor. Denizlerimize atılacak bir pipetin bile hesabını yapmamız gerekirken, bu konuda daha çok yol almamız gerekiyor.
Kabak’a Şimdilik Veda, Yola Devam
Bir gece kamp yapıp dinleneyim dediğim Kabak, bende bağımlılık yaptı ve sanırım biraz daha kalsam buradan ayrılamayacağım. Beşinci sabah, artık sahile inersem ya da Yerdeniz’e gidersem yine yola çıkamayacağımı biliyorum. Dolayısıyla kahvaltının ardından çadırımı ve artık oldukça hafiflettiğim çantamı topluyorum. Beni misafir eden küçük bahçeyi son kez süpürüyorum. Gölge veren ağaçlarla ve bir kez olsun bana dokunmayan arılarla vedalaşıyorum.
3. etabı yürümek üzere Alınca Köyü’ne doğru yola düşüyorum.
10 Şubat 2026, Burak Süalp©
Bu yazının ilk sürümü 2020 yılında Sen ve Ben Dergi’de yayınlanmıştır.
Yorum gönder