Şimdi yükleniyor

Taksici Ali İhsan

13 Eylül 2017 | Ahşap atölyesindeki çıraklık denemesine Güven’le birlikte birkaç gün ara veriyoruz. Ardından kafa dinlemek için Bafa’ya doğru yola çıkıyoruz.

Önceki gün Jale, daha önce de Ece gittiği için son birkaç gündür zaten Hüseyin Hoca, Güven ve ben kalmıştık. Eşyalarımızın çoğunu Kırlangıç’ta bırakmasak, Hüseyin Hoca mümkün değil bizi yollamazdı.

Peksimet’ten dolmuşla Bodrum Garajı’na, oradan da Milas’a geçiyoruz. Sıcak. Kısa bir börek-poğaça molasının ardından Bafa’ya doğru devam ediyoruz. Bafa’da, yolun kenarındaki kahvehanede oturup çaylarımızı içiyoruz. 9 km uzaklıktaki Kapıkırı Köyü’ne nasıl gideriz diye düşünürken çaycının yardımıyla 70 yaşlarındaki Ali İhsan Abi ile tanışıyoruz.

Ali İhsan Abi, oldukça eski Toros’uyla Bafa-Kapıkırı arasında taksicilik yapıyor. Bizi köye götürmek için 20 lira istiyor. Biz de indirim yapıp yapamayacağını soruyoruz. Cevap gayet net; paramız yoksa bedava da götürebilir ama varsa yolun rayici bu. Alternatifimiz ise yürümek. Mesafe çok sorun değil ama köye gün batmadan varmak istiyoruz. Önce çaycıya borcumuzu ödüyoruz. Ardından en az 20 yaşındaki Toros’un ön koltuğuna ben geçiyorum, arka koltuğa da Güven kuruluyor.

Taksici Ali İhsan Kapıkırı’na sürüyor

Ali İhsan Abi, yola çıktığımız gibi nereden geldiğimizi, ne yaptığımızı soruyor. Sonrasında kolonya ve sakız ikram ediyor. Kapıkırı’nın aslında Herakleia olduğunu anlatmaya başlıyor.

Aralarından yol aldığımız tarlalarda, bahçelerde eskiden mevsimlik evler olduğundan başlıyor. Devamında rehber gibi bölgenin tarihçesini anlatıyor.

Bölgedeki bütün toprak, uzun yıllar boyunca tek bir ağaya, İsmail Rüştü Aksal’a aitmiş. Topraklarının içinde kalan gölün de kendisine ait olduğunu iddia eden Aksal, köylülerin gölde balık tutmasına bile izin vermezmiş. Hatta bir dönem göl etrafına silahlı adamlar dikip, balık tutmaya gelen köylüleri silahla vurdurmuş. Ta ki 1978 yılında Bülent Ecevit hükümeti gölü kamulaştırana kadar bu böyle devam etmiş. Belli ki bölgenin yakın tarihi de antik tarihi kadar ilgi ve araştırmayı hakediyor.

Konuşmaya daldan dala atlayarak devam eden Ali İhsan, 10 dakikalık yolda ailesini anlatıyor. Ardından heyecanlanıyor, neşeleniyor, kızıyor, hüzünleniyor, gözleri doluyor. Kısacık yolculukta bir dizi duyguyu peş peşe yaşıyor. Sonra toparlanıyor, alışveriş yapmamız için bizi yol üstünde bir marketin önünde indiriyor. Biz marketten rakı ve bira alınca canı çekiyor bir bira da kendisi alıyor. Tekrar yola koyuluyoruz. Bu yolculuk hayatımın en ilginç taksi yolculuklarından biri oluyor.

Taksici Ali İhsan sağ olsun bizi evin önüne kadar bırakıyor. Sulhi Abi’nin kiraladığı köy evine sırtımızda çantalar, ellerimizde poşetlerle vardığımızda bizi bahçede Rüzgar karşılıyor. İki gündür yalnız olan Rüzgar bizi üzerimize doğru koşturarak, havlamaktan çok üzerimize atlayarak sevgi gösterileri ile kabul ediyor. Önceki sene kaldığımız Vosvos Kamp’tan beri Rüzgar’ı çok özlemişim.


3 Şubat 2026, Burak Süalp©

Bu yazının ilk sürümü 2020 yılında Sen ve Ben Dergi’de yayınlanmıştır.

Yorum gönder