Kapıkırı’nda İlk Gece
13 Eylül 2017 | Kapıkırı Köyü’nde vardığımız evin bahçesinde bizi Rüzgar karşılıyor. Üzerimize doğru koşturarak, havlamaktan çok üzerimize atlayarak sevgi gösterileri ile kabul ediyor. Önceki sene kaldığımız Vosvos Kamp’tan beri Rüzgar’ı çok özlemişim.
Tek katlı, beyaz badanalı, mavi demir kapılı ev göle yakın zeytinli bir bahçe içinde.

Yerden bir kot yüksek yapılmış evin bir cephesi Bafa Gölü’ne bakıyor. Diğer cephenin manzarası zeytin ağaçlarının üzerinden Athena Tapınağı. Manzara müthiş.
Eşyalarımızı eve bıraktıktan sonra fazla oyalanmadan dışarı çıkıp göl kenarındaki Herakleia Restoran’a gidiyoruz. Ardından nefis akşamüstü göl manzarasına karşı buz gibi biralarımızı içiyoruz. Dünya varmış.
Akşam Beşiktaş, Porto ile Portekiz’de Şampiyonlar Ligi ilk grup maçını oynayacak, maç saatine kadar rakımızı, mezemizi hazırlamamız lazım. Göl kenarında dinlendikten sonra yemek alışverişi için köye yöneliyoruz.
Kapıkırı Köyü, Herakleia Antik Kenti üzerine kurulu. Herakleia, sırtını Beşparmak Dağları’na dayamış görkemli bir antik şehir. Köyün içindeki yollar, bahçe duvarları, evler, her yer tarih dolu. Esasen büyükbaş hayvancılıkla geçimini sağlayan köy, antik şehri görmeye gelen turistler ve kaya tırmanışı için gelen dağcılar sebebiyle misafire alışkın. Köyün içinde evlerinin önünde oturmuş kadınlar, el yapımı yemeni ve örgü bere, şapka türü eşyalar satıyorlar. Bu konuda nezaketle ısrarcılığın dengeli bir uyumunu bulmuşlar. Köyde bir çok evin önünde kahverengi, zayıf, tazı benzeri orta boy köpek var. Sakin, ürkek ve sevimliler. Konuklara hizmet veren birkaç pansiyon ve kamping de mevcut köyde.
Köy içinde, iriyarı ve bir o kadar da sevimli, güler yüzlü bir adam olan İbrahim’in işlettiği market var: Aslan Market. Adı market ama aslında tam bir bakkal dükkanı. Kısaca söylemek gerekirse yüzlerce çeşit yok, hemen hemen her üründen birer ikişer tane var. Hatta bakkal ihtiyacınız dışında domates, salatalık, biber vs isterseniz de hemen marketin arkasındaki bahçeden kopartıp getiriyor. Direk dalından müşteriye. Daha ne olsun? Bakkal alışverişimizle birlikte salatalık domates ihtiyacımızı da karşılayıp eve dönüyoruz.

Bakkal alışverişi için köyün ikinci seçeneği Özgür Market. Bagajı haftada bir gün bakkal, bir gün de manav olarak hizmet veren Özgür Market büyük bir kapalı kasa kamyonet. Kapı kapı geziyor, her evin önünde park edip evlerin ihtiyacını karşılıyor.
Kapıkırı’nda İlk Gece
Nihayet geri döndüğümüz evde akşam yemeği soframızı sineklerden dolayı içeriye kurmak zorunda kalıyoruz.
Bu mevsimde Kapıkırı’nda çok sinek doluyor. Bafa Gölü 1994 yılında Tabiat Parkı ilan edilmesine rağmen yanlış uygulamalar nedeniyle kirlilik hızla artmış. Bu nedenle yılan balıklarıyla, onlarca çeşit kuşu ve bitki örtüsü ile ünlü gölün suları 4. sınıf en kirli su kategorisine gerilemiş. Ardından balıklar azalmış, su kenarlarında balçıklar oluşmaya başlamış. Doğa harikası gölün bugün can çekişmesine neden olan bu uygulamalar aynı zamanda da etrafı sinek basmasına sebep olmuş.
Güven akşam yemeğini hazırlarken, ben içeriye sofrayı kuruyorum, radyodan da maç yayını ayarlıyorum. Yemek hazır olduğunda sofraya oturuyoruz.
Tabaklarda köfte, patates, yoğurt, salata; kadehlerde rakı; radyoda Beşiktaş. En son ne zaman radyoda, pozisyonları spikerin anlatımından dinlediğiniz kadarıyla gözünüzde canlandırmaya çalışarak maç dinlediniz? Çok nostaljik, çok keyifli oluyor. Bundan sonra tek isteyebileceğimiz galibiyet ki o da peş peşe gollerle geliyor.
Maç sonu: Porto:1 – Beşiktaş:3
Kapıkırı’nda ilk gece Beşiktaş’ın galibiyeti ile sona eriyor.
Şampiyon biziz. Attığımız gollerden belli.
3 Şubat 2026, Burak Süalp©
Bu yazının ilk sürümü 2020 yılında Sen ve Ben Dergi’de yayınlanmıştır.
Yorum gönder