Şimdi yükleniyor
Datça Sen Ne Güzelsin

Datça Sen Ne Güzelsin

24 Eylül 2017 | Kırlangıç Sanat Atölyesi’nde tanıştığımız Pak’la bir hafta kamp yapmak üzere Datça’ya geçiyoruz.

Datça Yarımadası 1999 yılında Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından acil olarak korunması gereken 100 yeryüzü noktasından biri olarak belirlenmiş. Nitekim ilçe, doğal güzelliklerini ve tarihi mirasını korumaya devam ediyor. Yarımada, batı ucunda harika güzellikteki Knidos antik şehrini barındırıyor. Datça tarih boyunca Karyalılara, Dorlara, Lidyalılara evsahipliği yapmış. Ardından Büyük İskender’in, Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının yönetimi altında varlığını devam ettirmiş.

Matematikçi ve filozof Eudoxus, ünlü heykeltraşlar Praxiteles, Skopas, Bryaxis burada yaşamış. Dünyanın yedi harikasından biri olan Mısır’daki Alexandria Feneri’nin mimarı Sostrates de öyle. Başka bir deyişle geçmişinde onlarca kültürü barındırmış Knidos’ta bildiğimiz kadarıyla 4000 yıllık bir tarih yatıyor.

Datça havasının temizliği bakımından Türkiye’nin en zengin bölgelerinden birisi. Bundan dolayı Antik Yunan tarihçi, coğrafyacı ve filozof Strabon şöyle demiş:

“Tanrı yarattığı kulunun uzun ömürlü olmasını isterse, Datça Yarımadası’na bırakır.”

Ne kadar haklı.

Enerjik bir gece hayatı, barlı, kulüplü bir eğlence merkezi arıyorsanız, Bodrum veya Marmaris’te bulabilirsiniz. Datça’da sıkılırsınız. Fakat doğası, huzuru, temiz havası ve denizi sayesinde ömrünüzün uzayacağı kesin.

İlk kez yirmi yıl önce, 1997’de gittiğim Datça’yı Marmaris’e bağlayan tek bir yol var. O yıllarda bu asfalt yol bir çok yeri iki arabanın yanyana geçmesine zor izin veriyordu. Araçlar durup birbirine yol vererek devam edebiliyordu. Son 20 yılda turizmin artarak geliştiği yarımada Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiş. Ancak biraz da ulaşım zorluğu nedeniyle diğer tatil beldelerine göre daha bakir ve mütevazi kalmış.

Datça’ya bu yol dışında bir de Bodrum’dan feribotla ulaşma imkanı var. Bodrum merkezden kalkan feribotla, Datça’ya nefis bir deniz yolculuğunun ardından yaklaşık iki saat süren bir yolculukla varıyorsunuz.

Datça Sen Ne Güzelsin

Bodrum’dan ayrılıp yola devam etme zamanı geldiğinde, Datça’da birlikte kamp yapmaya karar verdiğimiz Pak’la birlikte biz de öyle yaptık. Bir pazartesi sabahı erkenden ilk feribota yetiştik. Kahvaltımızı simit, poğaça ve çayla feribotta yaptık.

Yol boyu denizi, yanından geçtiğimiz adanın kimi yerleri kayalık, kimi yerleri makilerle kaplı yemyeşil tepelerini izledik. Sabah güneşini tenimize, tertemiz Akdeniz havasını ciğerlerimize doldurduk.

Öğlene doğru yarımadanın Bodrum’a bakan kıyısına vardık. Oradan da feribot servisiyle kekik kokuları arasından geçerek Datça merkeze, güzel Datça’nın Yunanistan’a bağlı Simi Adası’na bakan Cumhuriyet Meydanı’na ulaştık.

Meydanın önündeki otobüs durağının hemen arkasında birkaç çay bahçesi, denizi karşınıza alınca da sol tarafa doğru sahil boyunca restoranlar uzanıyor. Restoranların önündeki Kumluk Plajı, sahile paralel uzanan Sevgi Yolu boyunca devam ediyor. Meydanın sağ tarafında belediyenin resim galerisi ve arkasından Datça Limanı yer alıyor.

Deniz sakin, pırıl pırıl. Datça Sen Ne Güzelsin!


7 Şubat 2026, Burak Süalp©

Bu yazının ilk sürümü 2020 yılında Sen ve Ben Dergi’de yayınlanmıştır.

Yorum gönder