Şimdi yükleniyor
Yazı: Catchy Camping

Alınca Catchy Camping

Kabak Koyu’ndan Alınca’ya yaptığım tırmanışın sonlarına doğru durup biraz dinleniyorum. Sonra yeniden çantamı yüklenip yola devam ediyorum. Alınca’ya yaklaştığınız aşamada çadır kurabileceğiniz güzel manzaralı noktalar artıyor. Aklımdan bunlar geçmesine rağmen yola devam ediyorum. Ta ki Alınca girişine varıp Alınca Catchy Camping’e ulaşana kadar.

Alınca’nın en tepesinden Boğaziçi’ne bakan bu kampingde dinlenmek üzere duruyorum. Burada manzara müthiş, görmeniz lazım.

Pansiyona vardığımda beni bütün güler yüzüyle Özkan karşılıyor. Yol boyu topladığım çöplere karşılık da çay ikram ediyor. Açıkçası bu kısa yürüyüşten sonra konaklamayı pek düşünmüyordum. Ama Alınca’nın manzarasının güzelliği aklımı çeliyor. Kısa bir yürüyüş yapıp biraz aşağıda kalan Muhtar Ömer’in yerine de bakıp geri dönüyorum. Alınca Catchy Camping’in yerinin güzelliği, tek başına burayı çekip çevirmeye çalışan Özkan’ın samimiyeti beni ikna etti.

Ayrıca bir haftalık Kabak kampından sonra çamaşırlarımı yıkamam ve eşyalarımı elden geçirmem gerekiyor. Duşu ve tuvaleti olan bungalovlardan birisine, İncir’e yerleşiyorum. Ölüdeniz’den beri ilk defa sıcak suyla yıkanıyorum.

Sıcak suyun benim için kıymetini düşünebiliyor musunuz?

Kirli kıyafetlerimi çamaşır makinesine attıktan sonra Catchy’nin harika manzaralı terasındaki masalardan birisine oturuyorum. Kabak Koyu’nda geçen bir haftadan sonra neredeyse ilk defa telefonum sorunsuz çekiyor. Çay içip telefon görüşmelerimi yapıyorum.

Likya Yolu popülerleşene kadar Alınca ve yukarıdaki Karaağaç muhtemelen kendi halinde yaşayan küçük köylerdi. Likya Yolu ile birlikte buraya yerli ve yabancı turistler gelmeye başlayınca pansiyonlar açılmış, evlerin, arazilerin değeri artmış.

Hep Birlikte Akşam Yemeği

Pansiyona geldiğimde Özkan yalnızdı, benden önce gelen kimse yoktu. Benden sonra yaşları büyük iki kadın yürüyüşçü geldi; Martha ve Karin. Bir odaya da onlar yerleşti. Ardından genç bir çift, İmge ve Kevin. Gün boyu kampa gelen diğer yürüyüşçüler konaklamadan devam edince o akşam kampta Özkan’la birlikte altı kişi kaldık.

İmge’nin organizasyonuyla akşam yemeğini Boğaziçi manzarasına karşı hep birlikte yiyoruz. Bir nevi erken Noel yemeğimiz.

İmge Hollanda’da doğmuş büyümüş, çok enerjik bir kız. Kevin ise tam tersi, ağır, gözlemci, sakin bir Fransız. Bir senedir birlikteler ve bu yolculukta hedefleri sürekli doğuya gitmek. Normalde yol ve konaklamaya para ödemediklerini, otostopla seyahat edip, çadırda konakladıklarını anlatıyorlar. Yine de ara sıra bir konaklama merkezinde kalmak herkes için bir ihtiyaç haline dönüşebiliyor. Yolda tanıştığım insanlar yolcu olmak konusunda güvenimi tazeliyorlar.

Martha ve Karin de Hollandalı. Türkiye’ye tatile gelmişler ve Likya Yolu’nun birkaç etabını yürümeyi hedefliyorlar. İkisi de yaşları 60’ın oldukça üzerinde, torun sahibi kadınlar. Cesaretleri hayranlık verici, öyle değil mi?

Bu arada misafiri olduğumuz Özkan aslında sağlık personeli. Uzun yıllar mesleğini yaptıktan sonra son bir yıldır bu kampingi işletiyormuş. Akşam yemeğinden sonra içeriye, kapalı salona geçip şömineyi yakıyoruz. Likya Yolu üzerinde, Alınca Köyü’nde hep beraber şarap içip harika bir gece geçiriyoruz.

Ertesi sabah kahvaltıdan sonra Martha ve Karin yola devam ediyor, İmge, Kevin ve ben gün boyu kalıyor, Özkan’a yardım ediyoruz. Arada oturup yazılarımı yazıyorum.

Köy Çocukları Kampingde

Öğleden sonra bir ara köyün okul servisiyle bir grup çocuk geliyor. İçeride salonda büyük masada oturup Özkan’ın bilgisayarında ders çalışıyorlar. Köyde çocukların topluca ders çalışabilecekleri başka yer olmadığı gibi, bu kamp dışında internet de yok. Ayrıca çocuklara gönüllü olarak öğretmenlik yapacak Özkan’dan başka kimsenin olmama olasılığı da çok yüksek. Özkan’ın düşünceliliğini ve bulunduğu her yerde çevresine faydalı olma çabasını bir kere daha takdir ediyorum.

Böylesi düşünceli bir işletmeci elbette kampa kütüphane de yapmış. Yürüyüşçülerin kütüphaneden kitap alıp götürmesi serbest. Alınan kitabı, bir kitap daha ekleyerek geri göndermek koşuluyla. Böyle böyle hem kampın hem de köyün kütüphanesi olmuş.

Evet, bir Kate Clow gelir, kimsenin yapmadığını yapar, harabe antik şehirler arasındaki yürüyüş yollarını çıkartır, dünyaya tanıtır. Bir Özkan gelir, insanları ağırlarken cebini düşünmez, köyün çocuklarını, onların eğitimlerini düşünür. Örnek alacak insan aradığımızda çok uzaklara gitmemiz gerekmiyor. Bazen biraz etrafımıza bakınmak yeterli olabiliyor.

İki gece konakladığım Catchy’den harika bir dost edinerek yola çıkıyorum. Bugün artık Catchy Kamping yok, yerine başka bir kamp açılmış. Özkan Elazığ’da mesleğine dönüş yapmış, çevre sağlıkçısı olarak çalışmış. Orada da etrafına faydalı olmak için elinden geleni yaptığına eminim. Şimdiyse Fethiye’de yaşamını sürdürmeye devam ediyor.

Umarım Catchy Camping’in yerine açılan yeni kampı işletenler de Özkan kadar düşünceli insanlardır.


10 Şubat 2026, Burak Süalp©

Bu yazının ilk sürümü 2020 yılında Sen ve Ben Dergi’de yayınlanmıştır.

Yorum gönder