Şimdi yükleniyor
Yazı: Varlığımdan Öte Bir Mucize Arayışım Yok

Varlığımdan Öte Bir Mucize Arayışım Yok

Günler günleri kovalıyor, haftalar haftaları. Yapar mıydım, yapamaz mıydım; olur muydu, olmaz mıydı derken yeni hayatım su gibi akmaya başladı bile. En nihayet geldi kış ayları. Daha altı ay önce İstanbul’da Cihangir’de oturuyor, Levent’te bir plazada, uluslararası bir şirkette çalışıyorken, konforlu hayatımı bir sırt çantası ve bir çadıra değişmiştim. Zorlandığım zamanlar olmadı mı? Elbette oldu, hem de çok.

Pişman oldum mu? Hiç olmadım.

Geriye dönmeyi hiç düşünmedim. Yanlış anlamayın, içinde bulunduğum durumu olumlama çabasıyla söylemiyorum bunu. O hayata dönme imkanım oldu. İş teklifleri aldım. Yapmadım. Bilakis, öyle bir düşünceye, hissiyata yaklaşmak en büyük tedirginliğim oldu.

Yol boyu bir dizi tecrübe edindim, defalarca kendimle yüzleştim. Kimi zaman bildiğim, kimi zaman hiç tanımadığım kendimle. Bunun böyle olabileceğini tahmin etmekle birlikte, aslında açık söyleyeyim, yola öyle bir arayışla çıkmamıştım.

Hâlâ da öyle bir arayışta değilim. Benim için hayat da cennet de ayaklarımı bastığım yerkürenin üzerinde. Varlığımdan öte bir mucize arayışım yok.

Yeni hayatımın ilk yolculuğunda bana kucak açan bir dizi insandan ve mekândan sonra Karadere’de harika günler geçirmiştim. Buradaki zamanım aslında doldu ama bundan sonra ne yapacağımı, nereye gideceğimi hâlâ bilmiyorum. Bu durumdan dolayı paniklemiyorum elbette. Lâkin ne yapacağımı bir miktar bilmeyi tercih ederim. Öyle hissediyorum.

Şimdiyse bu duruma daha fazla alıştım. Hatta sevdim. Yani zaman içinde bu duygunun, bu durumun benim için ne kadar sıradanlaştığını, normalleştiğini tarif edemem.

An’ı yaşamayı becerdikçe benim için hayat güzelleşti.

Özgürlük mü, onun için mücadele etmek mi?

Yıllarca özgürlük için mücadele etmiştim. Kişisel özgürlüğüm için, toplumsal özgürlüklerimiz için. Aile bizi iyi niyetle, korumak için kısıtlıyordu; çevremiz, toplum kendi kalıbına sokmak için.

Birileri o veya bu niyetle hareket alanımızı sınırlıyor, içinde bulunduğumuz kabın şeklini almamızı, öyle katılaşmamızı istiyor. Buna karşı mücadele etmeyi, özgürlük için mücadele edip risk almayı, zarar görmeyi göze almıştım.

Artık özgürdüm fakat şimdi de ne yapacağımı bilmiyordum. Garip, değil mi?

Varlığımdan öte ne arayışım olabilir?

Havada asılı kalmak gibi bir ruh hali bu. Her yöne uçabilirsiniz, yükselebilir, alçalabilirsiniz. Taklacı güvercinler gibi olduğunuz yerde taklalar atabilirsiniz. Bir restoranda çalışmak, kitap yazmak ya da Hindistan’a gitmek aynı kolaylık ve aynı zorlukta. Etrafınızda size şekil vermeye çalışan, yaptığınız ya da yapmadığınız şeyler için hayatınıza müdahale eden birileri olmayınca karar vermek çok zormuş biliyor musunuz? Referans noktaları yok oluyor.

Hayat uzayında bir noktadan başka bir noktaya gidebilmek için hangi noktada olduğunuzu ve ne yöne gitmek istediğinizi bilmek gerekiyormuş. Onu anladım.

Şurası bir gerçek ki; özgürlüğün kendisini yaşayabilmek onun için mücadele etmekten daha zor.

Bu bir şikâyet mi? Asla. Bir durum tespiti. Fikrimi merak edenlere bir paylaşım.

Benim varlığımdan öte bir mucize arayışım yok.


13 Şubat 2026, Burak Süalp©

Bu yazının ilk sürümü 2020 yılında Sen ve Ben Dergi’de yayınlanmıştır.

Yorum gönder